Aşk Sözleri, Güzel Sözler Ve Özel Günler İçin Mesajlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD’ye sert sözler: Türkiye oyalanacak bir ülke değil, planlarımızı uygulamaya koyacağız

  • Dünya / Genel / Gündem
  • 27 Eylül 2019
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD’ye sert sözler: Türkiye oyalanacak bir ülke değil, planlarımızı uygulamaya koyacağız için yorumlar kapalı
  • 505 KEZ OKUNDU
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD’ye sert sözler: Türkiye oyalanacak bir ülke değil, planlarımızı uygulamaya koyacağız

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Suriye’de PKK’yı korumaya ve Türkiye’yi oyalamaya devam etmiş olduğu takdirde değerlendirmemizi yapacağız ve planlarımızı uygulamaya koyacağız. Şu sebeple Türkiye oyalanacak bir ülke değildir.” açıklamasında bulunmuş oldu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 74. Genel Kurulu temaslarının peşinden Türkiye’ye dönmeden ilkin beraberindeki basın mensuplarına açıklamalarda bulunmuş oldu, sorularını yanıtladı.

*ABD ile güvenli bölge müzakerelerinde hangi noktadayız? Ortaklaşa Harekat Merkezi kuruldu İHA’lar ve cenk uçakları uçuşuna izin verildi. Aslına bakarsak birçok adım atıldı. Tüm bunlar bizi doygunluk edecek boyutta mı? ABD’nin bizi oyaladığına, oyalama taktiğine dair düşünceniz devam ediyor mu? Bilhassa şunu sormak isterim; Güvenli Bölge somut adımların atılması için 2 hafta süre vermiştiniz, bu süre hala işliyor mu?

Bir kere bu takvim şu anda işliyor. Bu takvim işlerken sınır boylarında tüm tedbirlerimizi almış bulunuyoruz. Bu tedbirlerin yanında son dönemde bölgede uçaklarımızı da uçurduk. Uçaklarımız da bölgede uçmak suretiyle esasen bu sürece devam etmekte olduğumuzun sinyallerini verdiler. Doğrusu uçaklarımızın burada uçuşu herhalde boşuna değil. Bu rahat bir seyrüsefer de değil.

DEĞERLENDİRME YAPIP PLANLARI UYGULAYACAĞIZ

Bununla beraber, döndükten sonrasında da derhal ilgili arkadaşlarımızla tüm değerlendirmelerimizi yapmak suretiyle ne benzer biçimde adımlar atacağımızı daha önceki planlarımız çerçevesinde uygulamaya koyacağız. Şu sebeple Türkiye oyalanacak bir ülke değildir. Şu anda devamlı tacizler altında olan benim vatandaşlarımdır. Bunun yanında da doğal olarak ortalama 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyoruz. Bu mültecilerle ilgili olarak dünyanın da Batı’nın da hala en küçük şekilde kılı kıpırdamıyor. Hepsi izleyici. Hepsinin bizlere söyledikleri şu “Bu işi iyi mi başarıyorsunuz? Bu işi buralara iyi mi getirdiniz? 4 milyon mülteciye iyi mi ev sahipliği yapıyorsunuz?” Tamam da bu sözün hiçbirisi bizim karnımızı doyurmuyor ki? Bir kez bizlere verilen sözleri yerine getirmiyorsunuz. 2016 senesinde verdikleri söz 6 milyar avro. “3’er milyar avro olarak iki taksitte vereceğiz” dediler. 3 milyar avroda kaldı. Hep söylüyoruz; bizim şu anda 40 milyar doların üstünde yapmış olduğumuz harcama var. Artık bu adımların atılması gerekiyor. Gelir gelmez de bu planlarımızı, değerlendirmelerimizi yapmış olup uygulamaya koyacağız.

* BM resepsiyonunda çeşitli ayaküstü de olsa temaslar kurabiliyor liderler. ABD Başkanı Trump ile resepsiyon esnasında herhangi bir temas kurdunuz mu? Kurduysanız iyi mi bir diyalog geçti?

Bu seneki resepsiyon oldukca kısa ve özet geçti. Aslına bakarsan resepsiyon fotoğraf çekimlerinden önceydi. Derhal orada görüşmemizi yapmış olup fotoğraf çekimi esnasındaki görüşmeden sonrasında müsaade alıp ayrıldık.

Bir de telefon görüşmeniz olmuştu.

Evet, Sayın Trump Houston’daki mitinge giderken uçakta telefonla da bir görüşme yaptık.

BİZ TEKLİFİMİZİ YAPTIK

ABD’nin Türkiye’ye tecim hacminin 100 milyar dolara çıkarılması, F-35 programına tekrardan döndürülmesi, Patriot alımı benzer biçimde başlıklarda yeni teklifle geleceği belirtiliyor. Bu mevzuda bir süreç işliyor mu?

O denli detaylara hemen hemen gelebilmiş değiliz. Bu daha oldukca bizim Tecim Bakanımız ile ABD’nin Tecim Bakanı arasındaki görüşmelerle bu kadar detaylı belirlenir. Biz bir hedef koyarız. Burada da tecim hacminde bu şekilde bir hedef var. Ilkin 75 milyar dolardı. Sonrasında bu hedefi 100 milyar dolar olarak yükselttik. ABD Tecim Bakanı Türkiye’ye gelmişti. Bu ziyarette kendisini ben de kabul ettim, görüşmelerimizi yaptık. Tecim Bakanımız Ruhsar Hanım ile de gene aynı şekilde görüşmeleri oldu. Tüm sorun hangi kalemlerde ne benzer biçimde gelişmeler olacak? Örneğin malum Türkiye’den ithal edilen demir çelikte gümrük vergisini düşürdüler. Öteki kalemler neler olabilir, bunların üstüne emekler var.

F-35 mevzusunda iş tam manasıyla hemen hemen çözüldü diyemeyiz. Fakat ben kendilerine teklifimi yaptım. “S-400 yanında sizden de Patriot alabiliriz” dedim. Bunu bizzat Sayın Trump’a söyledim. Kendileri de “Bu eğer ciddiyse bunun üstüne çalışalım” dediler. Size ciddi bir teklif yapıyorum. Siz bunu Kurultay’den geçirebiliyorsanız ikimiz de onunla ilgili olarak çalışmalarımızı yaparız. S-400’leri iyi mi aldıysak, bu mevzuda bizlere gelecek olan teklifin de hakikaten onu aratmaması lazım. Öyleki bir teklif olması halinde biz bir alternatif müdafa sistemini de Türkiye’ye kazandırmış oluruz.

“İDLİB’DE ŞU AN BİR SIKINTI YOK”

Rusya ve İran ile meydana getirilen Ankara Zirvesi’nin peşinden İdlib’de göreceli sakin bir döneme girildi. Çözüme ne kadar yakın ya da uzağız?

Bazı tacizler oldu malum fakat o tacizlerden sonrasında oradaki ekiplerimiz muhataplarıyla sürekli görüşmeler yapmak suretiyle işi belli bir noktaya getirdiler. Şu anda yaşanmış olan herhangi bir sorun yok. Şu sebeple gözlem noktalarındaki ekiplerimiz müteyakkız. Devamlı muhataplarla görüşmeler yapılıyor. Şu an itibarıyla herhangi bir sorun yok. Şu anda İdlib’de bir sükunet ve suhulet görünüyor fakat tedbiri elden bırakmamak lazım. Şu sebeple kolay değil burası 4 milyon nüfusu olan bir yer. Eğer işi gevşek tutarsak, belli bir göç sınıra doğru başlamıştı, onların da gelme durumu olabilirdi. Şu an itibarıyla orada da hepsi kendi çadırlarını kurmaya başladı. Besin yardımları mevzusunda AFAD, Kızılay olarak destekleri veriyoruz. O insanları da belli koruma altına almak durumundayız.

BM sunumunuzda değişik bir yöntem izlediniz; haritalar, fotoğraflar kullandınız. Konuşmanız zamanı olarak değerlendirildi. Iyi mi hazırlandınız ve mesajlarınızın yansımasını iyi mi değerlendiriyorsunuz? Güzel bir ekibimiz var. İletişim ekibimiz, yazıcı ekibimiz hepsi beraber bir araya gelmek suretiyle oldukça güzel bir hazırlık yaptık. Bana düşen bir tek bazı başlıkları vermek. Onlar tüm bilgileri hazırlıyorlar. Ondan sonrasında ikimiz de onun üstünden dersimizi emek harcayarak buraya geliyoruz. Yılların tecrübesi artık.

HARİTA ONLARI ÇILDIRTMAYA YETTİ

BM Genel Kurulu’ndaki konuşmanızın İsrail ile ilgili kısmına Netanyahu’dan tepki geldi. Sizi doğruları söylememekle suçladı. Netanyahu şu anda hükümet kurmaya çalışıyor orada bir önder değişimi bekliyor musunuz?

Ben şimdi Netanyahu’yu muhatap alırsam bu bizi küçültmez mi? Netanyahu şu anda başının çaresine bakıyor. Durum esasen pek hayra alamet değil. Oldukça rahatsız oluyor. Şu sebeple bu harita onları çıldırtıyor. İşin gerçeği ABD’de Yahudi kurum temsilcileriyle bir görüşme yaptık. Orada kendilerine dedim ki “Siz işgalcisiniz. 1947-1948’de siz neredeydiniz?” Onlara haritayı gösterdik ve dedik ki “Bak siz buradaydınız, bundan sonrasında Filistin küçüldü, siz büyüdünüz. Ne ile? İşgal ile… 1967 buradaydınız. Şimdi ise İsrail 1947-1948’deki Filistin’in ebatlarına kavuştu. Filistin ise maalesef o zamanki İsrail’in durumuna düştü.” Ortada bu şekilde bir tablo var.

Erdoğan, BM kürsüsünde İsrail’in devamlı büyüyen haritasını göstererek, “İsrail’in sınırları neresi?” diye sormuştu.

BM Genel Kurulu’ndaki konuşmanızın İsrail ile ilgili kısmına Netanyahu’dan tepki geldi. Sizi doğruları söylememekle suçladı. Netanyahu şu anda hükümet kurmaya çalışıyor orada bir önder değişimi bekliyor musunuz?

Ben şimdi Netanyahu’yu muhatap alırsam bu bizi küçültmez mi? Netanyahu şu anda başının çaresine bakıyor. Durum esasen pek hayra alamet değil. Oldukça rahatsız oluyor. Şu sebeple bu harita onları çıldırtıyor. İşin gerçeği ABD’de Yahudi kurum temsilcileriyle bir görüşme yaptık. Orada kendilerine dedim ki “Siz işgalcisiniz. 1947-1948’de siz neredeydiniz?” Onlara haritayı gösterdik ve dedik ki “Bak siz buradaydınız, bundan sonrasında Filistin küçüldü, siz büyüdünüz. Ne ile? İşgal ile… 1967 buradaydınız. Şimdi ise İsrail 1947-1948’deki Filistin’in ebatlarına kavuştu. Filistin ise maalesef o zamanki İsrail’in durumuna düştü.” Ortada bu şekilde bir tablo var.

BUNLAR YALANI SEVİYOR

Bunlar bir de yalanı oldukca seviyorlar. Yüzleri kızarmadan yalan söylüyorlar. Söyleyecekleri bir şey yok ki. Söylüyorsun, gerçeği ortaya koyuyorsun. Bir hanımefendiyi şehit ettiler. “Elinde müdafa ile ilgili bir silahı, bıçağı yok fakat bir hanım silahlarla şehit edildi” dedim. Ne dediler biliyor musunuz; “Öyleki bir şey yok.” Derhal onun da resmini kendilerine gösterdim. “Sen görmüyorsan, ben ne yapayım?” dedim.

Burada bizim toplantıya gelenlerin bazısının yakasında bir yazı vardı. Oldukça ilginçti. “Siyonist değilim” yazıyordu. Altında da İsrail bayrağı ve üstünde çarpı işareti vardı. Ne dedi biliyor musunuz; “Tanrı, İsrail devleti kurun diye bir buyruk vermedi.” Doğal İsrail, sertlik ve bunların karşısında olanlar da var. Sayıları azca fakat oldukca dik duruyorlar. Öyleki bir yapıları da var.

* “Fakat Erdoğan ödül aldı” diye oyuna başvurdular Birleşmiş Milletler’i gölgelemek için…

Troller… Burada bir de FETÖ trolleri var. Bildiğiniz gibi onlar da kamyonet kiralamak suretiyle benim ismimi vererek benzer şeyler yapıyorlar. Sağ olsun reklamımızı yapıyorlar, teşekkür ediyoruz.

“İsrail’in bilmediğimiz sınırları mı var?” diye bir sual sordunuz. O da oldukca önemliydi.

Bu sınır neresi? İsrail’in sınırları neresi? Onları gösterip soruna işaret ettik.

CHP ve İYİ Parti’nin ekonomiden görevli iki adı Faik Öztrak ve Durmuş Yılmaz’ın IMF heyeti ile görüşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Siyasette tutarlı olmak ehemmiyet arz ediyor. Bir taraftan hükümete, iktidara IMF ile münasebeti geliştirip IMF’den kredi vesaire almayı tavsiye edeceksiniz… Ki bu iktidarı biz IMF’ye 23,5 milyar dolar borçla devraldık ve 2013 mayısında IMF’ye olan borcumuzu sıfırladık. Sonrasında IMF bizlerden 5 milyar dolar borç talebinde bulunmuş oldu. Ikimiz de “veririz” diyince bunlar baktılar bu iş ciddiye gidiyor, “vazgeçtik” dediler. Bundan sonrasında esasen IMF’den borç talebi diye hiçbir vakit bizim fikir dünyamızdan geçen bir şey söz mevzusu olmadı. Fakat karşıcılık “İktidarı iyi mi yaralarız? Iyi mi Türkiye’deki ekonomiyi değişik bir halde gösteririz?” hesabı üstünden devamlı yalan, kara çalma atıyor. Doğal bunlar bir kere bunun hastalığı içinde olduğundan… Bildiğiniz gibi IMF’nin kapısını ilk çalan İnönü’dür, onların dönemlerinde başladı. Bu zihniyet devam etti fakat biz avucumuzda 23,5 milyar dolar borç bulduk ve sıfırladık. Medyanın söylediklerine, yazdıklarına baktığımız vakit gizlilikten bahsediyorlar. Ben niye görüştüler falan diye de bir derdin içinde değilim. Tamam da kimden neyi kaçırıyorsunuz? Bu aşamada kaçmaya gerek yok ki… Bir kez IMF’nin temsilcileri size hakikaten muhatap alacaklarsa gelsin sizi makamınızda ziyaret etsin. Niye gidip otellerin odalarında, lobilerde -ki geçmişte lobileri biliriz- oralarda görüşmeler yapıyorsunuz. Doğal bizi üzen budur. Bunlar, bu milletin kimliğine kişiliğine yakışan şeyler değil.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Designed by Üstad Ajans