Aşk Sözleri, Güzel Sözler Ve Özel Günler İçin Mesajlar

Nuri Pakdil Sözleri

Nuri Pakdil Sözleri

Nuri Pakdil Sözleri

Nuri Pakdil Sözleri, Nuri Pakdil Sözleri Tumblr, Nuri Pakdil Sözleri Kudüs, Nuri Pakdil Sözler Alıntı, Nuri Pakdil Sözleri Twitter, Nuri Pakdil Sözleri Resimli, Nuri Pakdil Sözleri İnstagram

Nuri Pakdil Sözleri bulunan sozler.web.tr sayfamızda sizler Nuri Pakdil’in söylediği en güzel sözleri derledik. Siz de sayfamızdaki bu güzel Nuri Pakdil’e ait sözleri whatsapp, facebook ve sms aracılığı ile paylaşabilirsiniz.

Nuri Pakdil Sözleri

Kalem benim kal’em.

Direniş varoluşun deneyidir.

İçe bakış dehşetli hazinedir.

İnsan kendini de pusuda beklemeli.

Bize lazım olan soylu bir öfkedir.

Dilimin döndüğü kadar sustum…!

Boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan.

Çocukluğum sınırsız bir ülkedir.

İnsan, seni savunuyorum sana karşı!

Biz, yitire yitire kazandık kendimizi.

Her şey olabilir: İnsan: Yitirmişse.

Mevlana sözleri sayfamızda en güzel sözler sizleri bekliyor…

Sükût; Dünyanın en uzun cümlesi…

Ruhumuzun özünden yola çıkmalıyız.

Biz, yitire yitire kazandık kendimizi…

Eşya egemen insana: bize kim ağlayacak?

İnsan aşık olmadan kendini tanıyamaz.

Kim bıraktı uçurumu bu kadar yanıma.?

Daima bana inanmalısın. diyor içim..

İçimiz: büyük şansımızdır çünkü…

Susmakta konuşmak kadar önemli oluyor bazen.

İnsan yitire yitire kazanabilir kendi kendini.

Tarih Tekbir öğreti , Görmek en büyük yeti

Kudüs’süz ve İstanbul’suz Aşk yoktur…

Gökyüzü, dörtbaşı bayındır bir ülkedir.

Ağlamak, anlamak anlamına geliyor benim için.

Otellere yağmur yağar çocukluğum ıslanır…

Kuşkusuz, en etkili ve evrensel silah, kelimedir.

Hayat; hem yürünülen yoldur, hem taşınan dağ.

Bir cümleyi bıraktım; yetkinleşsin haberim olur.

Nuri Pakdil Sözleri Tumblr

Ancak eylemin içinde kurulabilir düşünce birliği.

Birbirimize tutundukça bıçakların ağzı kapanacak.

Çok genişlemeli kalbimiz derdi, “Sevebilmek için”

Gül nevileri de dahil kirlenmeyen çiçek mi kaldı ki!

Benim siyasetim inancımdır, benim inancım siyasetimdir.

İnsan, kendi sesini, daima başkalarından önce işitir.

Hiç yazılmamış uzun bir destandır annelerin yüzleri.

İnsanın damarlarında sağlam cümleler dolaşmalıdır.

Yalnızlıkta kendi cümlesi bile eşlik edebiliyor insana.

Hiç alışamadım gülmeye, hüzün vicdanıma daha uygun.

Kutsal inadı olanlar gerekli. Bir kalbi daha olanlar gerekli.

Çürüme başlamaya görsün insanda, akıp gidiyor hiçliğe.

Sabır İle İlgili Sözler sayfamızı gördünüz mü?

Hüzün; hissedilmesi kolay olmayan, çok narin, ince bir sestir.

Çağ ancak, bilinçle sorumluluk yüklenenlerin yüzüne güler.

Ölüm korkusunu, ancak ölüm ötesi hayata inanarak yenebiliriz.

İzin verirseniz şuracıkta, kendi kendime düş görmek istiyorum.

Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak ederim yaşamayı?

Nergis sızısı bir yağmur idim ben insan kalıbına döküldüm ..

Yabancılaşma ve uygarlığından kopan bir ulusun alınyazısıdır.

Tartışma hiç kimseyle. Sadece düşün. Düşündür başkalarını.

Gerçek İman: Dönüştürücüdür: Tüm yeryüzünü; Hakka doğru…

İnsan, vicdanıyla sürekli hesaplaşıyorsa, genç kalır, tığ gibi.

Nuri Pakdil Sözleri Facebook

Bildiğim her şeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?

Susuzluktan çatlamış toprak nasılsa, İstanbul’un yüreği de öyle!

Eğilip kalbimi dinlemek istiyorum ya, bazen, öylesine uzağındayım ki!

Çileyi çeken yazıyı yazandır. Bin çile de bin çeşit yazı demektir.

Martılar karanfil dökerken sulara,  Hiç böyle İstanbul olamadı kimse.

Ey aşkı hiç tanımayan kalbinin çevresinde bitimsiz bir kıştır zaman.

Her cümlenin vebali ağırdır. Kapsama alanına tüm insanlık girmektedir.

Geçmiş Olsun Mesajı sayfamızı gördünüz mü?

Suskunluğu, tırnaklarımın altında bir tahta kıymığı gibi taşıyorum.

Yönelişlerin en ayrıcalıklısı, insanın kendi vicdanına doğru olandır.

Harikadır cümle ilk yazıldığında. Koşmaya başlasın da o zaman gör sen.

Direnç gömleğimi giydim! sözü “Sürekli okuyorum anlamına geliyor.

İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün; nasıl kayıp gidecek elinizden…

Sultanahmed Camii diyor ki Süleymaniye Camiine : Başımızı alıp gidelim mi ?

Okumadığın gün, karanlıktasın ve bu karanlıkta hiçbir şey meşru değildir.

Nuri Pakdil Sözleri Resimli

Çok vefalı bir dostun elini tutarcasına Sağ elimi sol elimin üstüne getirdim..

İnsanın, kendi kendi olabileceği sessiz bir mekan, meğerse ne kadar önemliymiş!

Okumadığın gün karanlıktasın. ve: Bu karanlıkta hiçbir şey meşru değildir.

Anlamak fiilinden meşaleler yapılmalı : Yeryüzünde birbirimizi görebilmek için.

Kuşkusuz, en etkili ve evrensel silah, kelimedir. Okumadığın gün karanlıktasın.

Hiç kimse kahır yaşamak için aşık olmaz: “Kahrın da hoş diyebilmektir aşk.

Sayfalar bazen kısraktır. Arap atları da emeği savunan yazarların kitaplarında kişner.

Aslında konuştuğumuz filan da yok, düpedüz açık açık, çığlık çığlığayız.

Şükür İle İlgili Sözler sayfamızı gördünüz mü?

Hız telaşı tedirgin etti iç sistemimizi. Belki “en iyisi yürüyerek gidilir yaşamaya.

Kolay mı dostum, yürümek! Tırmanılması gereken yalıyarlara yalılardan geçilmiyor ki.

Süpürülmekten korktukları için her süpürgenin sapına yapışanları iyi ayırt etmeli.

Gözleriyle birbirinin olan sevgililer gibi olunca, yazıyla… Ben ona derim, işte, yazı…

İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır. Ne emek, ne ekmek; Önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

Yürüyecek miyim? Karar. Adımların tadını bir aldı mı, hiç bırakası gelmiyor insanın.

Mütemadiyen, vicdanında, kendi kendini sorgulamayan, hiçliğe doğru hızla kayıyor demektir.

Çanta açılır, kitap çıkarılır. İşte: okurken kalbimle şakır şakır konuşuyorumdur da.

Nuri Pakdil Sözleri Kudüs

Yazı, daima bıçak sırtına yazılır; durursanız, bilirsiniz ki, bıçak etinize saplanacaktır.

Çağın deli gömleğini görüyoruz: Kentin, kendi kendine yabancılaşarak şişen-sarkan cüssesi.

Daima, terazinin ibresi vicdandır. Artık, vicdan dışında hiçbir şey namusluluğu açıklayamaz.

Pası silinir gözümüzün: upuzun bir fetihtir aslında hayat; kendi özümüzü daha bir kavradıkça.

Bazen başımı ayrı mı taşısam, diye düşündüğüm oluyor;çünkü, aşırı gürültüyle dolu içi.

Korku derdi, bir arkadaş gibi yanında olmalı insanın derdi, umutla dengelemek için: içimizi.

Gece arkadaşlar gittikten sonra, yoğun yalnızlığımı giyindim. Bu gece çok seviyorum yalnızlığımı.

Eminönü’ne doğru; gözlerime İstanbul dola dola; insanın encamı yürüyor iki yanımda: hangisindeyim ben?

Sözümüz eksik, hayatlarımız yarım, kalbimiz sallanıyor içimizde direnmeye hazır hayatlar ver bize Rabbim !

Öldünüz. Birbirinizi öldürüyorsunuz.. Öldürüldüler. Öldük. Gömülme törenlerimize hemen başlanabilir.

İnsanın, içinden kurduğu cümlelerin ağırlığını, omuzlarında hissettiği vakitleri iyi yaşaması gerekiyor.

Nuri Pakdil Sözleri

Her ânı o ânda yaşamalıyız ki, seçimimizi sağlıklı yapabilelim: her ânında seçimle karşı karşıya insan.

Acıyı güzele, kötüyü iyiye çevirmek lazım. Bunu da ancak sanatla yapabiliriz. Ölümsüz olan, bir tek o çünkü.

Altmış bıçak yemiş bir yılan da olsam, şükür Tanrı’ ya, hayattayım gene de. Hala yaşıyor olmamız: az şey mi?

Sorumlusunuz, bütün yaptıklarınızdan, olanlardan ülkenizde ve ülkeniz olmayan yerlerde, ilginiz ve bilginiz oranında.

İnsanın özü artık yok. Tüm çılgınlıklar bundan kaynaklanıyor olmalı. Çağın kanseri, bu ‘insan özü’nden yoksunluk.

Mezar taşıysa çok alçak gönüllü bir işarettir oradaki ölüye ve ölümün “aşılması gerekli bir köprü olduğuna.

Kuşkusuz bir ‘giz’dir içdünyası insanın: öyle olmasa, insan, şimdiye değin dayanabilir miydi ağırlığına yeryüzünün?

Özellikle umut, konuştukça büyür, aşar sizi, kentinizi de, ülkenizi de aşar: yeryüzüne bir elektrik akımı gibi geçer umut.

Gerçek değil düzme bir dünyaydı, okuduğum bütün okullarda, önüme konulan. Hayal gücümü harekete geçirmesem yıkılmıştım.

Sen hiç martı yüreğinin çarpıntısını duydun mu? O, bir mücadeleci yüreği gibi, dik dik atar.. Kıyıya inince besmeleyi unutma.!

Yeryüzünde dostluğun, arkadaşlığın, bir amaca doğru yürüme yoldaşlığının devinimli, aydınlık, üretken bir simgesi gibiydi.

Tanrı düşüncesi içimize dolmadan kendi kendimizi aşamayız; kendi kendini aşmadan da bunalımlarından kurtulma olanağı yok insanın.

Ne söylüyorum ben? Eğriyse düzeltilmeli, kirliyse arındırılmalı, kanlıysa kazına kazına temiz yeri ortaya çıkarılmalı demiyor muyum?

Nuri Pakdil Mesajları

Bir ülke, utanma duygusunu yitirmişlerle dolunca, sürgünler ülkesi olur. Utanma duygusunu yitiren, kendi kendisini yitirmiş bir sürgündür.

Heykele saygı duyula duyula Tanrı inancı yitebilir insanın içinde. Çünkü saygı taş kesilirse, insan kolaylıkla aşamaz önündeki engeli.

Bir ulus, kendi uygarlık değerlerinden kopuk bir düzeyde bulunuyorsa, o ulus için ne ekonomik, ne de siyasal bir bağımsızlık söz konusu olabilir.

Çoğu zaman, susmak, konuşmaktan daha kıymetlidir, hayırlıdır. Söz bitebilir, fakat sükût hiç bitmez. Çünkü o, dünyanın en uzun cümlesidir.

Bağımsızlığa dışsal davranışlarla değil içsel bileşimlerle ulaşılabilinir ancak kurtarmamız gereken ilk yurt içimiz iç dünyamız kimliğimiz.

İnsanın, içinden kurduğu cümlelerin ağırlığını omuzlarında hissettiği vakitleri iyi yaşaması gerekiyor. İçimiz: büyük şansımızdır çünkü.

Çağın boğuntusu, insanın salt maddesel düzlemlerde yığınlaştırılmışlığında toplanıyor: Eşyalaştırılan insanın çağa yansıyan acıklılığı.

Tanrı düşüncesinden yoksun kalınınca hiçbir şey olunamayacağını, kendi kendine ıslık çalar gibi kara başkaldırı deneyleri yapanlara, hangi dille ve kim anlatacak?

Doğrudur aşınma acıdır. Aşınan ayak topa vuramaz. Aşınan beyin devrim yapamaz.Aşınan aşık şık bir görüntü vermez. Aşınan kumaştan güzel bir elbise dikilebilir mi?

Ben bir şeyi hiç mi hiç az sevemedim. Hele orta hiç sevemedim. Hep çok sevdim. Arkadaşlarımı da severim. Yeryüzüne biterim. Eve portakal aldığımda kasayla alırım. Dayanamayanlar çürür.

Nuri Pakdil ile ilgili sözler

Yasa batmış Kudüs bu! Elinizi uzatınız; zincirleri mi kıracaksınız? Yurtsuz kalan Filistinlilerin direniş ateşinin çıngıları göklere saçılır ve İstanbul gecelerinde toplarsınız bunları.

Durmadan vurmalıyız vicdanımızın üzerindeki kayaya; mor puta. Özgürlüğümüzü ancak böyle varedeceğime inanıyorum.

Çünkü, özgürlüğü, kotarılmış ve bana sunulmuş bir yemek olarak bulmadım ki ben!

İnsanın ruhsal yanını yeniden düzeltici önerileri içeren bir öğreti sunulmalı. İnançsızlık, şu kadar megatonluk bir atom bombası altında insanlığın son bulacağı korkusundan daha çok korkutmalı bizi!

Mekke yönünde tek buğdayı sürükleyerek ilerleyen karıncayı hiç usumdan çıkarmayacağım, her zaman düşüneceğim. Çünkü, karınca, yolunda yanarken, eşsiz bir güzelliği de yazıyor: yeryüzündeki bütün dillerle.

Gerçeği, doğruyu aramanı en meçhul yerlerine doğru yolculuktur: yazmak. Ancak layetezelzel zihinlerde: cesaretle: dürüstlükle ilerlenebilir vicdani derinliğe. Çu çuh tren, kıvrıla kıvrıla ve de kılıç güneşe girerken.

Öyle kötü biriyim ki seni sonsuza kadar yanımda tutarak hayatını benim yanımda cehenneme çevirmek istiyorum. Seni defalarca kırmak, belki defalarca yaralamak. Sırf günün sonunda bana sığın diye elindeki her şeyi almak istiyorum.

Nuri Pakdil Sözler

Her yerde kelime arıyorum; tüfeklere sürülü kurşunlar gibi ağır. Ama, onlar gibi öldürücü değil. Eyfel Kulesi kurşuna dönüşse, basımevinde eritilse, kaç kelime olurdu, diye düşünüyorum. Örneğin, sadece bir kelimedir Amerika.

İnsan, geceleyin, yalnızsa, en çok kendini gereksiniyor: Zaten, yalnızlığın büyük güç kaynağı oluşu da bundandır: gündüz de öyledir de, geceki yaslanış bambaşkadır. Dağ delirir. Su yokuşa çıkartılır, aşağı boşaltılır.

Tüm kurumları Avrupa’dan almak hastalığına tutulalı beri, tarihimizi okumaz olduk. Kendi tarihine yabancı kuşaklar yetişti Türkiye’de. Geçmişle aramıza bir Avrupa setti inşa ettik. Ve hiç utanç da duymadık bu setti inşa ederken.

Bütün yalınlığıyla hayatı kucaklayabilmek, tartıya vurabilmek akıp giden suları, saat şöyle dursun, dakikaların değerini anlayabilmek, ateşi avucumuzda tutabilmek açıkçası sükûnette mümkün. Yeryüzünün en melodik dili, sükûnet.

İnsan aşmak zorundadır kendi kendini: kendi kendini öldürmeye, bir çukura düşmeye karar verebilen insan, niçin, kendini aşmaya, doruklara çıkmaya karar veremesin?: insan, manevi kaynaklardan uzaklaştıkça parça parça öldürmüş olur kendini: taksitli özöldürüm bu.

Nuri Pakdil Güzel Sözler

Çağdaş insanın, büyük bir eksikliği de kuşkusuz şurda: Günüyle tarih arasında bir bağ kurmamasında, belki kuramamasında ilençli kavimleri hiç usuna getirmemesinde, belki getirememesinde Kutsal Kitap’la varlığını doldurmamasında, yoğunlaştırıyor insanın üzerindeki ilenci.

İnsanda adalet duygusunu oluşturan, bu duyguyu canlı tutan kaynak, insanın ruhsal derinliği, insanın manevi yönüdür. Bir toplulukta ruh unutulmuşsa, manevi istekler yoksa, o toplumda gerçek anlamıyla sağlıklı insanların bulunmadıklarını hemen anlarız. Kimse, öldürülmüş ruhunun davacısı değil!

Batı üstüne, şimdiye değin çok okuduk. Uzun yıllardır, uygarlığımızı bırakıp, nasıl olursa olsun, ne olursa olsun, Batılılara benzemeye çalışıyoruz. Onların sözlerini tutmadan, onların kurumlarını almadan, onların yasalarını uygulamadan, sorunlarımızı çözemeyeceğimiz kanısına varmışız.

Yargılıyız acı çekmeye. Acının her şeye egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz: en çok insan öldürülen bir çağ çünkü bu. Özellikle, Türkiye’de her şeyin üstünü yoğun bir acı kaplamış: gülüşümüz bile acıdır bizim. Büyük bir ulusun son küçük parçası üstünde bırakıldık. Hem bir toprak yitikliğinin, hem de bir ülkü yitikliğinin acılarından kaynaklanıyor bizim acımız.

NURİ PAKDİL KİTAPLARI NELERDİR? NURİ PAKDİL SÖZLERİ

  • Harikalar Tablosu / Prevert, Oyun/Çeviri, Temmuz 1974.
  • Ay Operası / Prevert, Şiir/Çeviri, Nisan 1975.
  • Biat II, Deneme, Ocak 1977.
  • Bağlanma, Deneme, Şubat 1979.
  • Bir Yazarın Notları II, Deneme, Aralık 1980.
  • Put Yapımevleri, Oyun, Nisan 1980.
  • Biat III, Deneme, Nisan 1981.
  • Anneler ve Kudüsler (Şiir)
  • Bir Yazarın Notları III, Deneme, Mayıs 1981.
  • Kasırganın Çatırtıları / Guillevic, Şiir/Çeviri, Mayıs 1981.
  • Bir Yazarın Notları IV, Deneme, Eylül 1982.
  • Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş, Oyun, Haziran 1982.
  • Edebiyat Kulesi, Deneme, Şubat 1984.
  • Sükût Sûretinde, Şiir, Şubat 1997.
  • Derviş Hüneri, Deneme, Mart 1997.
  • Batı Notları, Gezi-İzlenim, Mart 1997.
  • Arap Saati, Deneme, Mayıs 1997.
  • Umut, Oyun, Haziran 1997.
  • Ahid Kulesi, Şiir, Haziran 1997.
  • Korku, Oyun, Ağustos 1997.
  • Klas Duruş, Deneme, Ekim 1997.
  • Arap Şiiri (Güldeste) I, Şiir/Çeviri, Haziran 1998.
  • Arap Şiiri (Güldeste) II, Şiir/Çeviri, Haziran 1998.
  • Kalem Kalesi, Deneme, Ekim 1998.
  • Bir Yazarın Notları I, Deneme, Mart 1999.
  • Osmanlı Simitçiler Kasîdesi, Şiir, Temmuz 1999.
  • Otel Gören Defterler 1: Çarpışan Sesler, Deneme, Aralık 1999.
  • Otel Gören Defterler 2: Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada, Deneme, Mayıs 2000.
  • Otel Gören Defterler 3: Büyük Sorgu, Deneme, Kasım 2001.
  • Otel Gören Defterler 4: Simsiyah, Deneme, Nisan 2002.
  • Otel Gören Defterler 5: Ateş Hattında Harf Müfrezeleri, Deneme, Ocak 2003.
  • Otel Gören Defterler 6: Yazmak Bir Mûcize, Deneme, Haziran 2005.
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ